Çantamdaki 5 Lifestyle Vazgeçilmezim!
09 Aralık 2016

Cantamdaki 5 LIFESTYLE Vazgecilmezim!

1. Powerbank / Tasinabilir Sarj Cihazi
Kim bilir kac favoriler yazimda bu cihazi gördünüz - ciddi anlamda hayatimi kolaylastiran bir vazgecilezimdir kendisi. Özellikle bütün gün disarda olacak ve bircok görüsme yapacaksam telefonumun sarji dayanmiyor. Böyle durumlarda powerbank'im imdadima kosuyor ve telefonumu her yerde kolayca sarj edebiliyorum. Herkesin cantasinda bulunmasi gereken bir cihazdir, kesin tavsiye!
2. Dezenfektan
Bir diger olmazsa olmazim net dezenfektandir. Cantamda bulamadigim an, bes cocukla ortada birakilmis gibi hissediyorum. Gercekten cok kötü bir durum yani benim icin, nasil anlatsam bilemedim. Gün icinde yüzlerce insanin dokundugu yerlere dokunuyoruz ve ben bu durumdan hic hoslanmiyorum. O düsünceye o kadar kitlendim ki, özellikle disarda kapi kollarinda, ATM'lerde, toplu tasima araclarinda vs. olan bütün bakteriyi virüsü toplayacagimi düsünürüm. Bu yüzden de gün icinde ellerimi sık sık dezenfekte ederim. Kesinlikle herkesin, cantasinda dezenfektan bulundurmasi gerekir.
3. Kulaklik
Kulakliklarim olmadan da evden cikmam. Yine bir üstteki konuyla alakali biraz da. Gün icinde olur olmadik yerlere dokunuyoruz, sonra telefonumuzu elimize aliyoruz, bütün bakterileri ekranina dagitiyoruz ve konusmak icin yanagimiza götürüyoruz - tam anlamiyla NO GO!Telefonda görüsme yapacagimda telefonu yanagima dayamayi hic sevmiyorum, cok huzursuz hissediyorum öyle. Bu yüzden de kulaklik her zaman yanimdadir ve görüsmemi onun yardimiyla gerceklestiririm, müzik dinlemek icin de sart tabii. Bu arada telefonunuzu da arada bir dezenfekte etmenizde fayda var sivilce ve hastaliklari önlemek icin.
4. Parfüm
O gün sıktıgım parfümü mutlaka cantama atarim, benim icin koku, makyajdan da önemlidir cünkü, ve gün icinde tazelemek isterim. Insanin kendine yakistirdigi, üzerinde aksesuar olarak tasidigi kokusu kendi imzasidir bana göre, bir nevi karakteridir. Makyajiniz veya görüntünüz bir süre sonra akildan ucar gider belki, ama kokunuz bir ömür kalir!


5. Naneli Seker/Sakiz
Son olarak da cantamda her zaman ferahlatan bir seyler bulundururum, bu naneli sakiz veya seker olabilir. Mutlaka ikisinden birisi vardir yani. Özellikle disarda yemek yedikten sonra agzima naneli bir seyler atma geregi duyuyorum, bu yüzden cantamda hep bulunmalidir.
Yılbaşı Özel Atölyeleri EATALY'den
29 Kasım 2016
Zorlu Center içinde geniş bir alana yayılan hem market hem restaurant özelliği olan Eataly, bu hafta Eataly Mutfak Atölyesi'nde Yılbaşına özel workshoplar düzenliyor.

Eataly’nin ardındaki fikir çok basit: En kaliteli İtalyan yemeklerini yiyebileceğiniz, satın alabileceğiniz ve yedikleriniz hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz her şeyi, aynı çatı altında toplamak. İşte bu fikirle geliştirilen ve dünyanın birçok ülkesine yayılan Eataly, İtalyan gastronomisini; okul, restoran ve market kategorilerinde bir araya getirerek İstanbul'da!

Eataly, Kapalıçarşı’nın İtalyan lezzetlerinden oluşan başka bir versiyonu gibi...

ABD’de iki, Japonya’da on, İtalya'da on üç, Dubai bir şubesi olan Eataly, şimdi de İstanbul'da bir şube ile İtalyan mutfağını dünyaya yayıyor. Eataly’nin kurucusu ve sahibi Oscar Farinetti, Türkiye’deki iş ortakları olarak Zülfikar Bekar ve Zorlu Holding’in patronu Ahmet Zorlu’nun kızı Şule Zorlu Cümbüş’ü seçmiş. Oscar Farinetti 2001’de İstanbul’da seyahat yaparken Kapalıçarşı’yı ziyaret ettiğini ve konseptinden çok etkilendiğini, bunun üzerine Eataly’yi gibi bir oluşumu kurma fikri aklına gelmiş. Aslında İstanbul’da şube açma fikri bir nevi geri dönüş gibi de diyebiliriz. Ne var ki bu haber en çok bizleri sevindirdi.

"İyi yemek insanları birleştirir". Felsefisini motto edinen Eataly'de her şeyin taze olmasına, günlük çıkmasına ve konuklarının yedikleri besinler hakkında bilgi sahibi olmasına dikkat ediyor. Bu yüzden mutfakları herkese açık. Dilediğiniz anda İtalyan aşcılarının yanında kendinizi bulup, makarna veya pizza yapmayı öğrenebiliyorsunuz. Tabi ardından kendi elinizden çıkan yemeği afiyetle yiyorsunuz. Eataly'nin içinde tam 16 restoran bulunuyor. Fine Dining restoranında sürekli farklı şefler konuk olarak ağırlanıyor.

Eataly Mutfak Atölyesi

Mutfak eğitimlerine başlayan Eataly, her gün misafirlerini mutfağa çağırıyor. İtalyan aşcıları ile birlikte öğrenip, uygulayıp ardınan yaptığınız yemeği tadabilyorsunuz. Yoğun saatler dışında her zaman workshoplar düzenleyen Eataly bu yeni yıl ile Mutfak Ayölyesi workshoplarına da başlıyor. Her gün İtalyan şefler ile leziz İtalyan makarnalarının sırrını öğrenip, tam bir İtalyan gibi pizza yapıp ardından tatlı bir çikolata atölyesine katılabiliyorsunuz. 

Claudio Şef ile klasik bir Yılbaşı akşam yemeği

Eataly Mutfak Atölyesi'nin "Claudio Şef'in Gizli Tarifleri" adlı workshop atölyesinde, Şef Claudio mükemmel bir İtalyan yemeği hazırlamak için sırlarını sizinle paylaşacak.

Caprese moderna pomodori confit, stracciatella e pan cotto – modern caprese, confit domates, stracciatella peyniri, kızarmış ekmek ile
Spaghetti aglio olio e peperoncino risottati con gamberi e scalogno croccante – karides ve çıtır arpacık soğanlı, acili ve sarımsaklı spaghetti 
Pesce in crosta di patate con insalata di finocchi – patates ile panelenmiş balık ve rezene salatası  
Bigne' fritti e caramellati -  karamelli kızarmış "pate choux" topları 

''Kadınlar Tanrıdır''
10 Kasım 2016

Asıl adı Allen Stewart Konigsberg olan ünlü yönetmen Woody Allen 1935 Aralığının ilk günü Brooklyn’de doğdu. Babası Martin Konigsberg taksi şoförlüğünden garsonluğa kadar sürekli iş değiştiren biriydi. Annesi Martin Konigsberg bir çiçekçi dükkânındaki kitapların sorumlusuydu. Allen’ın Letty isminde bir kardeşi vardı. Brooklyn’de geçen hayatlarında annesi oğluyla vakit geçirmekten oldukça mutluluk duyuyordu. Oğlunu sürekli sinemaya, tiyatroya, oyunlara götürüyordu. Allen’ın ilk sinema macerası ise, yine annesinin götürdüğü filmlerden biri olan “Pamuk Prenses” izlemesi ile başladı. Allen sinemaya adeta tapmıştı. Ne bu filmden ne de gittiği diğer filmlerden sonra sinema salonunu terk etmeyi asla istemiyordu. Sinema adeta ikinci evi gibiydi. Annesiyle neredeyse gün aşırı sinemaya gidiyordu. Yine bu süreçte hafızasına kazınan filmlerden biri Billy Wilder imzalı “Double Indemnity” idi.

Daha 15 yaşını yeni geçmişti ki Allen, ciddi işlerle uğraşmaya başladı. Ciddiyet anlamında ilk resmi işi ismini değiştirmek oldu. 16 yaşına geldiğinde çeşitli yerel gazetelerde karikatür tadında, esprili yazılar yazmaya başladı. Bu yazılar okuyanlar tarafından oldukça komik bulunuyordu ve henüz bu yaşlarda Allen’a gelen övgü dolu mektuplar onu fazlasıyla mutlu ediyordu. Ama Allen oldukça utangaçtı. Hatta ismini gizlemedeki sebeplerden biri de utangaç yapısından dolayı arkadaşlarının gazetede ismini görmelerini istememesiydi. 20’li yaşlarda Allen, tüm cesaretini toplayıp esprilerini insanların karşısında yapmaya karar verdi ve stand up gösteriler yapmaya başladı. Bu gösterilerde aldığı tepkiler gazetede aldıklarından çok çok daha fazlaydı. Bu yüzden kendini bir aşama daha ileri götürmek adına aldığı bir tekliften sonra senaryo yazmaya karar verdi. 1965 yılında yazdığı bu senaryonun adı utangaç birine göre oldukça cesurdu; “What’s New Pussycat?” Allen bu filmde aynı zamanda rol de aldı. ama yapımcılar tarafından kurcalanan senaryo sonrasında Allen’ın sinirleri bozuldu ve senaryo işlerine girmemeye karar verdi. Hatta kendisinin yönetmeyeceği hiçbir senaryoda artık Woody Allen yoktu. Sinema kariyerini oyuncu olarak da sürdürmek niyetinde değildi. Ama bu kötü deneyim sonrasında “Casino Royale”de oynadı. Bu filmden sonra tekrar senaryo yazma isteği alevlenen Allen, “What’s Up Tiger Lily”yi çekti ve 1966 yapımlı bu film eleştirmenler tarafından tam not aldı. Bu eleştiriler Allen’ı daha da cesaretlendirdi ve hayatının belki de en önemli filmlerinden biri olan “Take the Money and Run”ı 3 yıl içerisinde çekti. Ve artık bir firma ile anlaşma zamanı gelmişti. Bu seçeneğini United Artists firmasından yana kullandı.

HAYATINDAKİ KADINLAR

Allen bu denli sinemaya kendini kaptırmışken özel hayatında elbet bir hareketlenme vardı. Daha ilk senaryosunu yazmamıştı ki bir felsefe öğrencisi olan Harlene Rosen ile 1954 yılında evlendi. Bu evlilik 1962 yılında sonlandı. Aradan çok fazla zaman geçmemişti ki 1966 yılında Allen ikinci evliliğini Louise Lasser ile yaptı. Daha sonra Louise, Allen’ın en ünlü filmlerinden olan 1971 yapımı “Bananas”ta bir yıldız olarak parladı. Ama henüz film yayınlanmamıştı ki çift 1969 yılında yollarını ayırdı. Yine “Play It Again, Sam” isimli Broadway oyununda oynayan Diane Keating ile olan birlikteliği de çok uzun sürmedi. Ama çift “Annie Hall” başta olmak üzere daha birçok projede birlikte yer aldılar. Asıl hayatına damgasına vuran ve neredeyse en uzun ilişkilerinden biri olacak olan Mia Farrow ile olan ilişkisi 1980 yılında başladı ve neredeyse 12 yıl sürdü. Çiftin birlikteliğinden 2 de çocukları oldu. Bu süreç içerisinde çiftin bir de Soon-Yi Previn isminde evlatlık kızları oldu. Fakat tüm gündeme damgasını vuracak bir haber ortaya çıktı. Woody Allen’ın evlatlık kızıyla bir ilişkisi vardı. Her iki taraf da bunu inkâr etmedi. Hiçbir zaman bir baba kız ilişkisine sahip olmadıklarını iddia eden çift 1997 yılında Venedik’te evlendi. Bu haberleri duyanlar ve okuyanlar ne gördüklerine ne de duyduklarına inanabiliyordu. Allen ahlak konusunda tartışmaların ortasındaydı. Hedef olarak gösteriliyordu. Ama Allen bunlara bıçak keskinliğinde cevaplarıyla karşılık veriyordu.

HOLLYWOOD’DAKİ KADIN DEHASI

Woody Allen’ın filmlerinde dikkat çeken en önemli özellik kadınlara karşı kendini hep zayıf bir erkek olarak oynatmasıdır. Bu, kendini görmek istediği Woody Allen mıdır bilinmez ama bilinen gerçek şu ki; gelmiş geçmiş en güzel Hollywood kadınlarından ne kadar iyi anladığıdır. Her filminde bir kadın yer alır. Bu kadınlar özeldir. Ve bu kadınları aşk, aldatma üzerinden ele alır. Dolayısıyla karısı Mia’yı gerçek hayatta aldatması da kaçınılmazdır… Kentli insan temelinde işlediği filmlerde, kentli kadın erkek ilişkilerini sade bir dille anlatır. Çoğu zaman kendisinin de yer aldığı filmlerde, genellikle olağanüstü güzellikte bir kadın vardır ve bu kadın Woody Allen’a âşık olur. Kendisini hep çok çirkin diye nitelendiren Allen’ın kendisine bu güzel kadınları âşık etmesi bunu arzulamasından ziyade hayata karşı bir gönderme niteliği taşır. Freud’dan çok fazla etkilenir. Seksi ve ilişkileri tiye aldığı filmlerinde kadınlarla olan repliklerde hep bir Freud alıntısı vardır. Ya da Freud’dan esinlenme...

ALLEN’ın TANRISI

Woody Allen’a göre kadınlar tanrıdır. Bunu benzetmeyi, kendi hayat hikâyesini konu ettiği “Deconstructing Harry” isimli filminde oğluna öğütler. Allen filmde oğluna şöyle der “Freud der ki; hayatta iki önemli şey vardır, çalıştığın iş ve seks... Kadınlar tanrıdır…” Bunun üzerine “Yani tanrı bir kadın mı?” diye soran oğluna yanıtı da yine bir o kadar açıktır; “Hayır, kadınlar tanrıdır, tanrı var mı yok mu belli değil ama kadınların var olduğu kesin ve bazıları Victoria’s Secret’dan alışveriş yapıyor.” Film muhteşem bir zekânın ürünü… Allen bu filminde bambaşka hayatlara girer, çıkar, aşklarını, sevgililerini, kadınlarını anlatır. Ve kullandığı cümlelerden ve benzetmelerden de asla çekinmez. Cesurdur. Hayalle gerçeği adeta birbiri içinde eritir.

“Husbands and Wifes” filminde Allen, evlilikle ilgili fikirlerini, kaygılarını ve nevrozlarını anlatır. Anlatım dili yine çok basittir. Ve yine bu anlatımı gerçekleştirirken ana karakteri olan kadın üzerinden anlatır evlilik hakkındaki tüm derdini. Yani kısacası filmin ana karakteri yine bir kadındır ve diğer kadınları da adeta bu kadın üzerinden anlatır Allen. Diğer kadınların hareketlerini, davranışlarını şekillendirir ana karakter. Belki de Allen’ın örnek kadın tiplemesidir. Fakat filmin sonunda evliliğe olan endişesini gözler önüne serer. Bu filmde neredeyse her çeşit kadın vardır: Yaşlı erkeklere karşı ilgi duyan bir genç kız, her şey hakkında bilgi sahibi olan bir kadın ve sempatik hareketleri ile dikkat çeken bir kız. Neredeyse etrafımızda her gün bir şeyler paylaştığımız bu kadınlar filmde toplanmıştır. Ve ister istemez bazı kadınlar bu karakterlerle kendilerini özdeşleştirir. Çünkü hayatın içinden kadınlar vardır Allen’ın filmlerinde… “Husbands and Wifes”ta kadınlara özel bir terim de oluşturmuştur Allen: Kamikaze Kadınlar. Bu Allen’ın filmdeki karakterler üzerinden yarattığı bir kavramdır. Buradan da “Yaban Çiçekleri” isimli filmine bir gönderme yapar. Yaban çiçekleri belki de bu kadınlardır…

Allen kadınları bu kadar çok severken bir yandan da onları iğnelemekten alıkoyamaz kendini. Aslında Allen’ın kadınları eleştirdiğini zannetsek de Allen’ın filmlerinde yarattığı karakterler eleştirir onu. Kadın erkek ilişkilerini en basit haliyle ele alır dolayısıyla eleştirilen kadınmış gibi dursa da temel noktasında kadınlar tarafından eleştirilen bir erkek yani Woody Allen vardır.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.
Prepared by  T-Soft E-Commerce.